Ortalama Türk seyircisinin itibar ettiği dizi filmlere söyle bir baktığımızda gayri meşru birlikteliklerin yaşandığı,şiddet sahnelerinin mevcut olduğu ya da ihtiras ve entrika ikliminin etkili olduğu tarihi dizi filmleri ilk sıralara yerleştirsek herhalde yanılmayız.Dini,ahlaki,toplumsal ve kültürel değerlerimize ters düşen bu yapıtların izlenme oranlarının üst seviyelerde seyretmesi toplum olarak bir muhasebe yapmamızı elzem kılmaktadır.Son günlerde güncel olan tarihi diziler özelinde bazı tespitlerde bulunmak istiyorum.
Toplum olarak okuyucu olmaktansa izleyici olmayı tercih eden kolaycı bir yol takip etmekteyiz.Cüneyt Arkın ve Kartal Tibet filmlerinden’’ Türk tarihini öğrenen’’ bir toplumdan günümüzün malum dizilerinden’’ Osmanlı tarihini öğrenen’’ bir topluma dönüştük.ilk emri oku olan bir dinin mensupları olarak bu durumu kendimize yakıştıramıyorum.Dizi yapımcı ve senaristleri ise ‘’belgesel mi çekiyoruz yahu’’ diyerek mesuliyetlerini üzerlerinden atamazlar.İşledikleri tarihi karakterleri tahkir etmeye ve itibarsızlaştırmaya hakları olmadığına inanıyorum.Reyting kaygılarıyla bu tabloyu ortaya çıkartıyorlar.Belgesellerin izleyici tarafından tercih edilmemesi onları mazur göstermeye kafi değildir.Kanuni Sultan Süleyman,Hürrem Sultan,1.Ahmet,Safiye Sultan,Kösem Sultan veya diğer karakterlerin yüzyıllar önce vefat etmesi onların kişilik haklarını ihlal etme hakkını sizlere vermez.
Esasında toplum olarak ortak değerlerimize sahip çıkmama konusunda başarımız yadsınamaz.Bu dizilerin tesiriyle avamın’’Padişahlar da az değilmiş’’ifadelerinin yanında az buçuk bilgi kırıntılarına sahip olanların’’gerçekten harem böyle miydi acaba’’çelişkisini yaşaması beni rahatsız etmektedir.
Trt arşivlerinde mevcut olan ‘’kuruluş’’ ve ‘’kurtuluş’’ gibi kaliteli tarihi dizilerin ne kadar izleyiciye ulaştığına baktığımızda güncel dizilerle mukayese edilemeyecek kadar alt seviyelerde olduğunu görüyoruz. Bu durum toplum olarak seçiciliğimizin seviyesini göstermektedir.
Gençlik yıllarıma ait bir hatıratımı da sizlerle paylaşmak istiyorum.Topkapı sarayını ilk ziyaretimdi.1998 yılıydı yanlış anımsamıyorsam.Harem bölümünü bir turist kafilesiyle beraber geziyorduk.Görevli rehberin neler anlattığını merak ettim İngilizcesi iyi olan yanımdaki arkadaşıma anlatılanları bana aktarmasını rica ettim.Çünkü turist kafilesi rehberin anlatımları karşısında mest olmuşçasına şen kahkahalar atmakta ve ben bu duruma bir anlam verememekteydim.Anlatılanları duyunca şaşkına döndüm.İçinde bulunduğumuz mekanın duvarlarında ayetlerde yazılıydı ve rehber efendi bu mekanda cariyelerin oynadığını ve padişahların da onları izlediğini söylemekteydi.
Bu toplumsal zihniyetle bir yol alamayacağımız aşikar…Çuvaldızı kendimize batırırken takkeyi de önümüze koyarak düşünmeliyiz…ne olacak bu halimiz…